Bugün şiir günü

Dün internetin azizliğine uğradığım için yazı ekleyemedim o yüzden bugün dünü de telafi etmek için 2 tane şiir ekliyorum.

2005 tarihli olanı, paskalya için burada olan arkadaşlarımla yaptığımız kısa bir Ayvalık – Cunda tatilinden sonra yazmıştım.

2001 tarihli olan ” Hayâl” isimli şiirimi de neredeyse her gün bir şiir yazdığım dönemde yazmıştım. Ne yalan söyleyeyim, şiiri yazarken  aklımdan geçen özel bir mekan yoktu ama  ruhumun her daim Ayvalık – Cunda taraflarında olduğunu düşünürsek, bu taraflarda bir yerde olabilir bu ev.

“Ufkumda olan” ise kimdi bilmiyordum o dönem. Hayâlinizdekilerle hayâl ettiğiniz mekanlarla kavuşmanız dileklerimle …

 

Kendimi bildiğim ilk yerdi İstanbul,

Gözümü açtığım, emeklediğim,

İlk defa merdivenlere çıktığım, sonra indiğim,

ilk defa düştüğüm, sonra kalktığım.

Koştuğum, oynadığım,

Ortasından deniz geçen İstanbul.

Evim, yuvam Istanbul, 

Şefkatli, sevecen ama şımarık, kıskanç İstanbul 

İlk aşkımsa Ayvalıktı,

Daha beş yaşındayken.

Kenarından deniz geçen Ayvalık,

Bütün gece seyrettiğimiz,

Annem, babam ve  ben…

Mum ışığında,

Yaşlı Rum çiftin pansiyonunda,

Dar yolun yamacında, palmiyelerin arasından.

Ayvalık, ilk aşkım …

İstanbulumun beni yanlış anladığı,

Aldatmayı  Cunda öğretti bana, 

Her tarafından deniz geçen…

Kaçtı yaşım, bilmem.  

Belki de İstanbulun ahı tutmuştu,

Ruhum Cundada kalmıştı,

Ayvalık bana bakmaz olmuştu.

Bir kez aldattım hayatımda,

Neler geldi başıma, karıştı dünyam,

Bir de üstüne sen..

Belki de Istanbul’un ahı tutmuştu…

II 

Cumartesi sabahı  yağmur yağıyordu Cunda’ya,

Durdu sonra, yer gök yerine geldi.

Mavi ; mavi oldu,

Hava da güneş.

Evler yerine geldi,
Yeşiller de yeşillerine,

Hava açtı, Ada açtı

Ruhum bendenime geldi…

Her şey, tastamam yerine oturdu.

Gözlerinse hala gözlerindi karşımda,

Bana nöbet tutturan,

Bıraktım kendimi sokaklarına,

Rüzgarı alıp ardıma, 

Rüzgar alıp seni bana getirdi, bir bahçenin kenarında. 

Gözlerin hala gözlerindi karşımda… 

Af diledim ilk aşkımdan da,

Sahiline bırakıp kendimi, 

Deniz seni alıp getirdi, bir dalganın kenarında. 

Gözlerin hala gözlerindi karşımda…

Derken dönüş vakti,
Ruhumu emanete bıraktım, kalanı topladım

Aldım benle geldim.

Bir af  da ,

Kendimi ilk bildiğim yerden diledim,

Tuttu inadı, ahı,

Kıskanç ne de olsa; sustu, yok cevap daha…

Getirir mi seni bana, bir sokağın köşesinde ?

Gözlerin hala gözlerin olur mu  karşımda?

Yoksa devam mı eder, bana nöbet tutturmaya,

Seni hiç ama hiç unutturmamaya…

28 / 3 /  2005, OZM

HAYÂL

Geniş olmalı camın içi,

Şöyle büyük bir fincan çayı koyabilmeli,

Denizli kumaşından perdeler rüzgardan uçuşmalı,

Hissetmeliyim kireç boyalı duvarın serinliğini,

Oturduğum sedirden şımarık çocuklar gibi ayaklarımı  sallamalıyım,

Elimde  bir kitap kimi zaman

Kimi zaman da yanımda sen,

Kucağına uzanmışım

Umursamadan  hiçbir şeyi,

Minik bir kedi gibi. 

Bahçede Japon gülleri, begonviller

Rengarenk papatyalar isterim.

Duyulmalı en güzel melodiler rüzgargüllerimden,

Verandamdaki salıncağın gıcırtısıyla beraber.

Güneş  her köşeyi doldurmalı.

Sevimli bir sokağa açılmalı kapı,

Hemen ardında deniz…

Ufku seyretmeli,

Seni …

Ufkumda olanı… 

25 / 7 / 2001, OZM

 

One comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.