“Yokluğuna nasıl alışacağım ? ” ya da ” Geylan Kitabevi’ne ne oldu ? ”

Merhaba, bugünlerde internetin azizliği devam ediyor ne yazık ki, bu yüzden ne yazık ki üç gündür yazılarımı basamadım.
İşte basamadığım yazılarımdan birisi.
Geçen ay, Ayvalığa gittiğimde her zamanki gibi Geylan Kitabevi’ne de uğramak istedim. Yıllardır büyük bir keyifle uğrardım Geylan Kitabevi’ne, kitap kokusunu doyasıya içime çeker, eski yeni sayısız kitap ve kırtasiye malzemelerini orada bulurdum. İstanbul’da bile bulamadığım çok güzel ve ilginç kitapları bulmuşumdur orada, hatta işim için gerekli olan Fince – Türkçe sözlüğü bile orada bulmuştum.
Geylan Kitabevi’nin olduğu Sümer Pasajı’na girdiğimde birden sağ tarafta bir boşluk hissettim, başımı çevirdiğimde gördüğüme daha doğrusu görmediğime inanamadım. İnanmak da istemedim.
Geylan Kitabevi yoktu! Olması gerektiği yerde yoktu, dükkan bomboştu. İçim cız etti birden! Doğru mu görüyorum diye bir daha baktım, ne yazık ki doğruydu gördüğüm. İçimden bir şey koptu gitti, o an çok büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. Belki de dükkan taşındı diye düşündüm ki bunun gerçek olamayacağını biliyordum. Komşu dükkanlara sordum, cevap tahmin ettiğim gibiydi. Geylan Kitabevi ne yazık ki kapanmıştı.
Ne olmuştu da kapanmıştı ? Acaba sahiplerinin sağlık sorunu mu olmuştu ? İnşallah olmamıştır. Yoksa yoksa, biz okuyucuların vefasızlığından mı kapanmıştı? Sanki öyleydi esas neden ki aslında 1963 yılında yazar Ahmet Yorulmaz tarafından kurulmuştu ve 2013’e kadar gelmişti.
Tam 50 yıl boyunca yani yarım asır boyunca, bizlere kültür, sayısız dünya sunmuştu ama galiba bizler ona teşekkürlerimizi sunamadık tam anlamıyla.
Geylan Kitabevi, görmeye alıştığım bir dost gibiydi bizler için. Eğer Ayvalığa gitmemize az kalmış ise, İstanbul’dan almamışızdır alacağımız kitapları, Geylan Kitabevi’nde bulacağımızı bildiğimizden. Nasılsa hep oradaydı, hep aynı yerinde. Bir dönem Cunda’da da şubesi vardı, hem kafe hem de kitapçıydı. O kadar güzel ve romantikti ki; çalışmak bile isteyebilirdiniz orada!
Üzüldüğüm başka bir konu da, şimdiye kadar ne Ayvalık’taki ne de Cunda’da ki dükkanlarının fotoğraflarını çekmek hiç aklıma gelmemişti, dediğim gibi nasılsa hep oradaydı ya. Her şey dönüp dolaşıp, elimizdeyken değerini bilmeye ya da bilmemeye geliyor…
50 yıl boyunca var olduğun için teşekkürler sana, bana kazandırdığın güzel kitaplar ve kırtasiye malzemeleri için de teşekkür ederim sana. Yokluğuna nasıl alışacağım, bilmiyorum.

Bir varmış bir yokmuş, – bana göre Ayvalığın ve civarının en önemli değerlerinden biri olan – Geylan Kitabevi artık hiç yokmuş…

2 comments

  1. Yazık olmuş…Keşke kitabevleri kapanacağına yenileri açılsa her köşe başına. Ayvalık gibi insanı bir sokağında geçmişe bir diğerinde günümüze ve hatta geleceğe taşıyabilen bir mekan sadece denize girilmek için gidilen sıradan bir sahil kasabası olmamalı ve öyle görülmemeli…

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.