Kısmet bizeymiş

Bu yazıyı yazıp yazmama konusunda bir ara kararsız kaldım ama yazmaya ve yayınlamaya karar verdim.

Her şerde bir hayır vardır ya, işte böyle hayrın olduğu bir şer olay yaşadım. Haftasonu, internette üyesi olduğum yabancı bir tarih grubunda birisi İstanbul’un adıyla ilgili bir soru sormuş. Sanki soruyu soran bu soruyla  gündem oluşturmayı istemiş ve grupta İstanbul’un adından dolayı tartışmalar çıkmış. Dün baktığımda bu konuyla ilgili 700 küsur yorum yazılmıştı. Bir bölüm gayet makul ve mantıklı yorumlar yazarken diğer bir bölüm ise aklın alamayacağı yorumlar yazmıştı. Sustum, sustum sonunda dayanamayıp kaynaklar da göstererek bir cevap yazdım. Dün bir kişi bana gülen yüz ifadesiyle bitirdiği  ( bana göre alaycı ve kışkırtıcı ) bir cevap yazmış. Kendisine cevaben sadece güldüm. 2017’deyiz ve İstanbul’un adının ne olduğunu tartışıyoruz!!!

Benim bildiğim insanların adları, soyadları, inançları sorgulanmaz, keza şehir ya da ülke isimleri de! Bu yüzden de 1453’ten beri adı İstanbul olan şehrin ismi hakkında yorum yapılmaz. Kaldı ki bu yorum İstanbul’da oturan birisine hiç yapılmaz! Konu hakkında o kadar doluydum ki Pazar günü annemle, sonrasında da İsmet, Gül ve Özlem’le konuştum. Yorumlar karşısında tabii onlar da önce dumur oldular, sonra da neler yazabileceğimi konuştuk.

Bir an gruptakilere “ Siz orada, havanda su dövmeye devam edin, ben de yola çıkıp yanınıza geliyorum.” diyesim geldi. Hatta bununla da kalmayıp içimden yorumuma Topkapı Sarayı Mehteran Bölüğü’nün gösterisinin ve Haluk Levent’in söylediği İzmir Marşı’nın da linklerini eklemek istedim. Bunlar içimden geçerken birden dilimden bizim kısmetimizmiş sözleri döküldü. İşte o an ne olduysa oldu, gözüm gönlüm açıldı. İşte yine bir şerden daha hayır çıktı, ne güzel! İstanbul da bizim kısmetimizmiş, bu topraklar da. Bu şehre ne kadar gökdelen de diksek yine de güzel.  Neredeyse tüm insanların gözünde bir yeri var, herkes bu şehri dolayısıyla da bu ülkeyi istiyor ama bizim kısmetimizmiş. Biz İstanbul’a ne kadar az özensek bile o bizi hala seviyor, hala güzelliğini bizimle paylaşıyor.

O andan itibaren ne trafiğinden şikayet eder oldum, ne kalabalığından. Sustum sadece şükrettim. Bu şehir için bir kez daha şükrettim. İçindeyken anlayamadığım,  unuttuğum değerini, değerimi dün yeniden farkettim. Dünden beri İstanbul’u, Ayvalığı, Cunda’yı, Altınova’yı, vatanımı daha farklı sever oldum. Dünden beri orta yeri sinema olan İstanbul’u gözlerim kapalı dinliyorum sonra gözümü açıyorum Ayvalık sahilinde buluyorum kendimi. Denizi seyrediyorum, rüzgar zeytin kokusunu deniz kokusuyla karıştırıp bana getiriyor…

Kısmet bizeymiş, bu toprakları sevenlereymiş…

05 Aralık 2017, OZM

IMAG0123.jpg

7 comments

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.