Tutku

Birkaç hafta önce İtalyan Kültür Merkezi’nden caz konseri duyurusuna istinaden hiç düşünmeden konser için rezervasyon yaptırmıştım. Cazı severim ama çok da takip etmem. Caz sanatçılarını çok bilmem ama Kekko Fornarelli Üçlüsü’nün konseri için hiç tereddüt etmemiştim.

Bilen arkadaşlarım vardır, ruhumun bir yerlerinde İtalyanlık vardır. Hatta arkadaşlarımdan bazıları İtalya’yı benimle bağdaştırır. Nasıl ki; Türkiye’de, İstanbul’dan sonra yaşayabileceğim diğer yer Ayvalık ise, dünyada da Türkiye’den sonra yaşayabileceğim diğer ülke İtalya’dır. İlkokuldayken, sosyal bilgiler ders kitabında anlatılan Po Ovası’nı çok merak ettiğimi hatırlıyorum hatta ülkeleri anlatırken, İtalya’yı ben anlatmıştım.

Beğendiğim bir tasarımın imzası genellikle bir İtalyan’a ait olur. İtalya’ya ilk gittiğimde Milano sokaklarında dolaşırken ruhumu çok özgür hissetmiştim. Kırk yıldır orada yaşıyordum sanki. Hatta birlikte gittiğim iş adamları grubundan birisi kaybolmaktan korkup korkmadığımı sorduğunda, omuzlarımı silkmiş ve “ Neden kaybolacağım ki?” diye, ben kendisine sormuştum. Hem kaybolsam ne farkeder ki, nasılsa bütün yollar Roma’ya çıktığı için ben de soluğu Roma’da alırdım!

Konsere gideceğim güzel bir sürpriz olarak sevgili arkadaşım Özlem Şahin’in ( @gunestengelen ) Aramızdalar isimli kitabı çıkalı iki gün olmuştu ve sipariş verdiğim kitapçı, kitabı getirmişti. Kitabı vapurda okumaya başlayacaktım. Yaşasın!

Güzel bir havada, akşam saatlerinde vapur yolcuğu yaparak ( hele bir de uzun zamandır beklediğim ) bir kitabı okumaktan daha güzel ne olabilirdi? Tabii ki bunlara ek olarak çay ve simit! Gelen vapurun adı Caddebostan’dı ve ben biraz duygulandım çünkü uzun yıllar önce bu vapurla sabahın erken saatlerinde okula giderdim ve yolda ders için bize verilen romanları, kitapları okurdum. Bu seferse, arkadaşımın yazdığı bir romanı okuyacaktım. Okudum da. Vapurdan sonra Tünel ve ver elini İtalyan Kültür Merkezi.

Konser salonuna doğru yürürken birden kafamın içinden “İtalyanlar ve caz” diye geçti. İtalyanlar, müziğin ustaları ama şimdiye kadar onları hiç caz çalarken dinlememiştim. Üstelik Kekko Fornarelli üçlüsünde, Kekko Fornarelli piyano, Federico Pecoraro bas gitar ve Dario Congedo da bateri çalacaktı yani görünürde hiç trompet ya da kontobas yoktu!

Konser tam saatinde başlaması beni çok mutlu etti ve Kekko Fornarelli bu konserde yeni albümünden parçalar çalacaklarını söylediğinde mutluluğum daha da arttı çünkü kucağımda yeni çıkmış bir romanla yeni bir albümden parçalar dinleyecektim. Konser sırasında Kekko Fornarelli’nin bizlerle paylaştığı samimi düşüncelerini dinlerken, konser için neden hiç düşünmeden rezervasyon yaptırdığımı anladım. Allah bana çok güzel süprizler hazırlamış ve beni bu konsere yollamış.

Parçalara bayıldım. Akdeniz esintileri, film müzikleri tadı, temalar, yaşanmışlıklar hatta martılar ve simit bile bir araya gelmiş Kekko Fornarelli’nin notalarında. Üçlü, yaklaşık 1,5 saat süren konserde notalara bakmadan çaldı. Benim için daima hatırlayacağım bir konser ve gece oldu. Bir Akdenizli cazı nasıl daha çok sever? Tabii ki caz çalan diğer Akdenizliler sayesinde!

İnşallah bir gün bu üçlü, Ayvalık’ta da konser verir; dalgaların ve rüzgarın da eşliğinde…

07.Şubat.2018 / OZM

2 comments

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.