Malımızdan hayır görünüz

Sevdiği işi yapan insanların halleri ve niyetleri, dilekleri, temennileri de başka türlü oluyor… Tabii bana göre…

Her şey geçen senenin Ocak ayında Ayvalık’ta başladı. Anneannem hastanedeyken ve annemle teyzem de onunlayken, ben de evde yalnızdım ve bir gün çay demlerken çaydanlığın saplarını yakmayı başardım. Nasıl olduğunu sormayın! Başardım işte! Yanmış saplara baktığımda aklıma ilk gelen yer tabii ki de Tenekeciler Sokağı olmuştu. allahtan o sokak ve o sokakta – adından da anlaşılacağı gibi – tenekeciler, soba ve kuzine satanlar vardı. Bir de yine bana göre Ayvalık’taki en iyi restoran vardı. Konuyu fazla dağıtmayayım. O restorantı da başka zaman yazarım.
Çaydanlığı kaptığım gibi buz gibi soğuk havada doğruca Tenekeciler Sokağı’na ( şimdiki adıyla Cumhuriyet Caddesi, 1. Sokak ) gittim ve birden çok üzüldüm. Sokakta tahminimden de az tenekeci kalmıştı. Ana caddeden girdiğinizde biraz ileride solda kalan dükkana doğru ilerledim, dükkan sahibi o sırada yerinde yoktu ama komşusu kendisine haber vermeye gitti.Ben de dükkanın önünde beklemeye başladım. Kapı açıktı ve içeri bakarken birden hüznüm dağıldı. Dükkanda bana çok tanıdık gelen metal kokusu, bir tane yeşil boyalı tezgah ve pek çok alet edavat, metal ürün ve bir de tasarımlarındaki bir detayı dikkatimi çeken rengarenk saksılar vardı. Birden çaydanlığı unutup mutlu mutlu dükkana bakmaya başladım. Sonradan ( yaklaşık 16 ay kadar sonra! ) adının Adnan Bey olduğunu öğrendiğim dükkan sahibi geldi. Galiba yüzümdeki ifade kendisini şaşırtmıştı. Benzer bir işte çalıştığımı ve metal kokusuna alışkın olduğumu kendisine söyledim. Çaydanlığın saplarını gösterdim ve aslında çaydanlık saplarını değiştirmediklerini ama her Perşembe pazar dolayısıyla gelen bir tamircinin olduğunu, ona yaptıracağını söyledi ve çaydanlığı aldı, ben de saksılardan aldım. Sonra da takip eden Cuma günü gidip çaydanlığı geri aldım. Sapları değişmişti üstelik de aynı renkti!

O gün, Adnan Bey ile bloğum için röportaj yapmaya karar vermiştim ve neden sonra kısmet oldu.

Adnan Bey ve ailesi 1948’ten beri Ayvalık’talarmış ve dükkanları da hep aynı yerdeymiş. Ben bu durumdan çok etkilendim. Zaman içerisinde dükkan değiştirmek de güzel bir şey ama ailenizin 1948’den beri aynı yerde aynı işi yapan dükkanının da olması bence çok güzel ve etkileyici. Aynı dükkan 70 yıldır ailenize ve yanınızda çalışanlar için iş kapısı olmuş. O dükkan sayesinde büyümüşsünüz, evlenmişsiniz, çocuklarınız olmuş, gezmeye gitmişsiniz, arkadaşlarınıza hediyeler almışsınız, hastalığınızda sağlığınızda o dükkan size hep yardım etmiş. Yerdeki taşlar bile 70 yıl önceki taşlar. Adnan Bey bana dükkanın 1948’ten beri burada olduğunu söylerken aklıma izlediğim bir film geldi. Film Amerika’da geçiyordu, iki kuzene teyzelerinden küçük bir pastane kalıyordu ve kuzenler de pastacıydılar ama yöntemleri yüzünden birbirleiyle geçinemiyorlardı. Banka da yakalarındaydı ama bankadan bir görevli pastaneyle ilgili bir araştırma yaparken, Al Capone’nun eşinin devamlı olarak o pastaneye gittiğini öğrenip, pastanenin marka değeri olduğunu ispat ederek kızlara yardım etmişti. Banka, kızların borçlarını ertelemişti. Benim de Adnan Beyle konuşurken aklımdan geçen de bir işyerinin marka değeri olmasıydı. Bunu Adnan Bey’e sordum ama bu konu hakkinda bir bilgisi olmadığını söyledi.

Adnan Bey’in rahmetli babası Ali Ok çocuklarına, her zaman birlikte olmalarını ve işyerinin açık kalmasını vasiyet etmiş. Şu anda işi, Adnan Bey ve Hüseyin Bey yürütüyormuş. Zeytinyağını süzmek için kullanılan kaydırma ya da diğer adıyla lancalar, yassı maşrapalar, saksılar, baca dibi çinkoları, bilimum çatı onarım işleri, sıhhi tesisat, su deposu, güneş enerjisi ve soba işleri de yapıyorlar. İşlerini o kadar seviyorlar ki, kartvizitlerinde Ayvalık Belediyesi’nin olduğu binaların fotoğrafı var. Eğer yeniden dünyaya gelselermiş, yine de bu işi yaparlarmış. Çatısınndaki bir soruna bir türlü çözüm bulamayan bir Hollandalı’ya yardım etmişler ve sorununu çözmüşler.

30 yıl öncesine kadar bu sokakta on beş kadar tenekeci ve sobacı varmış. Burası helvacılar sokak olarak da bilinirmiş çünkü bu sokakta tenekeciler ve sobacıların dışında helvacılar da varmış. Hatta berber ve gömlekçi bile de varmış. Şimdi ise sokakta galiba üç tenekeci var. Diğer dükkanlar ağırlıklı olarak restorant olmuş.

Adnan Bey eskiden Ayvalık’ın Kurtuluşu nedeniyle yapılan törenlerde de yer aldıklarını da ekledi. Nasıl yer almasınlar ki? Dükkanda “Malımızdan hayır görünüz” diye yazıyordu. Bu kadar güzel bir niyet ve vizyon sahibi olan bir isyerinin törende yer alması da bence doğal!

Adnan Bey bir yandan heyecanla bana bunlari anlatti, bir yandan da o sırada gelen müşterisinin istediği bantları yaptı. Müşteri istediği bantları nalburlarda bulamamış ama sonunda Adnan Bey’i bulmuş.

Yerel bir işletmeye, hatta törenlerde bile yer alan ve yaşı neredeyse bir ömre eşit olan bir işletmeye şahit oldum, sahipleriyle konuştum. Yanan çaydanlık sapları aslında bana güzel bir süpriz yapmışlar. E, her şerde bir hayır var değil mi?

Adnan Bey ve Hüseyin Bey başta olmak üzere tüm aile fertlerine sağlıklı, mutlu günler dilerim. İnşallah nice daha yıllar işyerleri açık kalır, gelecek kuşaklar da işlerine imrenirler ve şirketlerine sahip çıkarlar.

23 Mayıs 2018, OZM

2 comments

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.