12 Ay Altınova

Her şey güzel bakmakla başlar, güzel düşünmekle, güzel bir kalbe sahip olmakla başlar… Hayata güzel bakanlar karşısındakine hak ettiği değeri verir.

Bu sabah saat 06.30 civarında uyandığımda içimden ” 12 ay Altınova ” diye geçiyordu ve o anda farkettim ki; 365 gün ve 4 mevsimi benimsemişken 12 ayı ihmal etmişim! Doğal olarak 12 ay Altınova tanımını bloğumun başlığına ekleyemem. 19 yıl boyunca yaz mevsiminin kimi zaman uzun kimi zaman da kısa bir bölümünü Altınova’da geçirmiştim.

Altınova, Balıkesir – İzmir karayolu üzerindeve Ayvalık’ın son ilçesi, sonrasında İzmir il sınırı başlıyor. Altınova’da yokuş yoktur, dümdüzdür.

Oya ağaçlarıyla ilk tanıştığım yer Altınova. Mor ve pembenin çeşitli tonlarında çiçeklerle bezenmiş bir ağaç Oya ağacı. Altınova’ya ilk geldiğimiz zaman bu ağaçlar hemen dikkatimizi çekmişti ve bahçemize de dikmiştik. Bu paylaşımımda Oya ağacının fotoğrafını görebilirsiniz. Her nekadar daha sonraları İstanbul’da da bu ağacı görmeye başlasak da Oya ağaçları bana her zaman Altınova’yı hatırlatmıştır ve hep oraya özgü kalmıştır. Bir de Altınova’daki Oya ağaçları daha canlı ve parlaktı sanki, evet evet öyledi.

Oraya özgü başka bir değerse, Osman’ın Fırını’ydı. Biz Osman’nın Fırını’yla tanıştığımızda lüks ekmek fırınları yok denecek kadar azdı hatta nohut mayalı, ekşi mayalı ekmekler nedir fazla bilinmezdi ama yıl olarak Milattan Sonraydı! Altınova’nın girişinde, solda küçük bir ekmek fırınıydı bu fırın. Hatta biraz hızlı geçerseniz fırını da gözden kaçırabilirdiniz. O küçücük fırın da, odun ateşinde o kadar güzel ekmekler pişerdi ki, daha eve gitmeden ekmeği yemeye başlardınız eğer eviniz sahil sitelerindeyse, yolda ekmeğin bitme ihtimali fazlaydı!

Osman’ın Fırınıy çarşının da başlangıcı sayılırdı. Biraz ilerde solda otobüs durağı, mandralar ve karşılarında Tariş vardı.

Çarşamba günleri Altınova’da pazar kurulurdu ve doğal olarak Altınova çok kalabalık olurdu. Güzel bir pazardı Altınova pazarı, taze sebzeler, meyveler, baharatlar ve çeşitli eşyalar bu pazardaydı.

Bir de Sahil Siteleri’nin olduğu kısımda gece pazarı vardı. Her gece kurulurdu. Bu pazar eğlenceli ve renkli bir pazardı. Son derece kaliteli ve güzel kıyafetlerin, ev eşyalarının satıldığı bir pazardı. SSKlılar Sitesi’nin yanındaki alanda kurulurdu. Çok tezgah açan esnaf vardı bu pazarlarda.

Altınova’da ekmek kürekleri ve pazar tezgahlarının yanısıra beyaz tarlalar vardı. Pamuk tarlalarıydı bu tarlalar. Doğru okudunuz, pamuk tarlası görmek için Çukurova’ya gitmemize gerek yoktu., Altınova’ya gelmemiz yeterliydi, bembeyaz tarlalar bizi beklerdi.

Altınova’daki tarlalara sadece pamuk ekilmezdi. Patates ve domates başta olmak üzere aklınıza gelebilecek olan tüm sebze ve meyveler ekilirdi Altınova’da. Adında da anlaşılacağı üzere altın bir ovaydı bu topraklar ve bir yanda zeytinler bir yanda ise sebze ve meyve bahçeleri vardı. Kimi zaman sebze – meyve almak için pazara gitmezdik bile. Doğruca en yakın bahçeye gider sebze ve meyveleri dalından toplardık. Ayrıca sebze ve meyve satıcları kapımızın önündcen geçerdi hatta balıkçılar da gelirdi, taze taze balık getirirlerdi. Bu güzel sebze, meyve ve balıklarla kurduğumuz sofraların dilleri olsa da konuşsalar, ne kadar da keyifli sofralardı.

Altınova’da bir de Gondol vardı. Gondol kelimesini yazarken g harfini özellikle büyük harfle yazdım çünkü bu Gondol özellikle de sıcak yaz günlerinin vazgeçilmez toplu taşıma aracıydı. Daha yakın zamana kadar belediyesi olan Altınova’nın halka bir hizmetiydi Gondol. Bilinenin aksine bu Gondol’un tekerlekleri vardı. yanlış hatırlamıyorsam en az 8 taneydi. Direksiyonu da vardı, karayolundan giderdi ve otobüs hattını takip ederdi. Püfür püfür eserdi. Otobüsü kaçırdık mı, gondolu yakalardık. Ne günlerimiz olmuş Altınova’da! Ne mutlu ki, güzel geçirmişiz o günleri. İnşallah hepimizin her zaman sağlıklı ve güzel günleri olur.

Dediğim gibi Altınova gerçekten de altından bir ova. Eskiden adı başkaymış. Sonra, Cumhuriyet kurulduktan sonra bu altın topraklara birisi gelmiş ve demiş ki: Bu topraklar altın gibi. Adı Altınova olsun ve sonra bu toprakların adı Altınova olmuş ve bu güzel ve verimli topraklar hakettikleri isme kavuşmuşlar. Ee, ne der dinimiz? Birbirinizi güzel isimlerle çağırın. İşte o mavi gözlü, güzel bakışlı, güzel kalpli kişi bu toprakları böyle güzel bir isimle çağırmış. Ruhu bir kez daha şad olsun.

25 Eylül 2018, OZM

3 comments

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.