Kimim ben? Ben kimim? Bu bloğu neden yazıyorum? Neden yazıyorum bu bloğu?

5 yıldır yazılarımı paylaştığım bu bloğu neden mi yazıyorum? Blog hakkında başlıklı sayfada da belirttiğim gibi, hem bana, aileme ve sevdiklerime ev sahipliği yapan, cömert davranan Ayvalık ve civarına, bu topraklara teşekkür etmek için hem de elimden geldiğince Ayvalık ve civarını başka diyarlara, başka diyarları da Ayvalık ve civarına getirmek için yazıyorum.

İstiyorum ki; Ayvalık ve civarına geleceksiniz, buraya bir göz atıp yola çıkın ya da Ayvalık’taki dostlar İstanbul’a ya da başak bir şehre yolunuz mu düştü? Bu bloğa bir göz atın ve böylelikle yolculuğunuzu, ziyaretinizi kolaylaştıracak bilgilere ulaşın.

Kendimi hele ki eğitim hayatımı anlatmasını tercih etmiyorum. Herkesinki özeldir, kendine göredir ama size biraz da bloğunda sizlerle paylaşımlar yapan bu insanı da daha yakından tanıyın istedim. O yüzden biraz daha konuşacağım, – yani yazacağım – yani kendimden bahsedeceğim…

Tabii bir de tahmin edeceğiniz gibi yazmasını seviyorum! Okumasını da! Ben şanlıydım, şükür hala da şanslıyım. Şanslıyım çünkü ailem, ilkokul öğretmenim Feriha Altan ve rahmetli Türkçe öğretmenim Fatma Vicdan Başol, sevgili İngilizce öğretmenim Füsun Ersoy ve diğer öğretmenlerim bizi okuyan, sorgulayan, araştıran kişiler olarak yetiştirdiler. Sınıfça konuşmasını ve yazmasını çok severdik. Sınıfım diye söylemiyorum ama ortaokul ve lisede bizim sınıf başkaydı!

İlk okuduğum kitap Pinokyo idi. Bambi de çok etkilendiğim ikinci kitaptı. Bu kitapları ilkokul bir ya da ikinci sınıfta okudum. Rahmetli babam iş gezilerinden gelirken bana hediye olarak kitap getirirdi. Dayımla Fatih’te dolaşmaya çıktığımızda bana kitap alır hatta yeri geldiğinde döner tekrar kitapçıya giderdik. Ben, kardeşlerim ve kuzenlerim özen gösterilen çocuklardık, kaale alınırdık. Çocuktuk ama insandık, bize öyle davranıldı. Herhalde bu yüzden olsa gerek biraz da olgun olarak da büyümüş olduğumuzdan olsa gerek; ta lise 1’deyken üniversitede hangi iki bölümü okumak istediğime karar vermiştim. Okumak istediğim bölümlerden bir tanesi Amerikan Edebiyatı, diğeri de iç mimarlıktı. Birbiriyle ne kadar da bağlantılı iki bölüm değil mi? Bu arada lisede fen bölümündeydim dikkatinizi çekerim! Çok şanslı olduğumdan istediğim iki alanda da eğitim aldım.

Amerikan Edebiyatı Bölümü’ne, İngiliz Edebiyatı ve diğer branş dersleri de eklendi. İç mimari içinse Milli Eğitim Bakanlığı’ndan onaylı özel bir sanat evinde iki yıl eğitim aldım. Gecenin geç saatlerine kadar çizimler yapardım, çift kaçışlı perspektif çizerdim zamanında, bir ara cetvel kullanmadan çizim yapabiliyordum. Şimdi nerde!

Sonrasında yabancı bir yayınevinin Türkiye Ofisi’nde çalışmaya başladım. Okuldayken okuduğum kitapların arasındaydım. Gelin görün ki, hayat her aile şirketi olan aile bireyinin başına geleni bana da yaşattı. Aile şirketimde çalışmaya başladım. Aile şirketleri bana göre önemlidir. Aile şirketleri aynı zamanda KOBİdir de. Hem aile şirketi hem de KOBİ olmanın önemini başta İtalya olmak üzere gittiğim diğer ülkelerde daha da iyi anladım. Benim aile şirketim, otomotiv yan sanayi olarak hizmet vermektedir ve yurt içi ve yurt dışındaki ana sanayiler başta olmak üzere, toptan satış yapan yedek parça firmalarıyla çalışır. İthalatı önlemek ve ihracat yapmak için 70li yılların başlarında kurulmuş bir firmadır.

Orada çalıştığım sürede endüstri mühendisi ya da yurt dışında eğitim almış makine mühendisi olduğumu sananlar oldu. Pek çok eğitim daha aldım, pek çok kalite denetiminden geçtim. Yeri geldi haddehanelerin cüruflarının döküldüğü yerlere kadar gittim, ana sanayilerin montaj hatlarındaki toplantılara katıldım. Size, internette alışveriş yaptığım bir yer hakkında sadece kendi alışveriş sürecime dayanarak oturduğum yerden firmanın profilini çıkartabilir, iyileştirilmesi gereken yerlerini bile söyleyebilirim ama ayağa kalktığımda kendi ayağıma basarak düşebilirim. Tecrübeyle sabittir! Gülün gülün, hatırladıkça ben de gülüyorum zaten!

Elişlerini değerli bulurum, onları ayrı severim. El emeği, göz nurunun yeri her zaman ayrıdır.

Türkiye’den sonra ikinci vatanım İtalya’dır. Bunu zaman zaman dile getiriyorum.

Ailem, yeğenlerim Efe Mert ve Derin Naz, arkadaşlarım, sizler, kitaplarım, sevdiğim filmler, TV programları, müzik, fotoğraflar, yemeklerim, İstanbul, Ayvalık ve civarı, gezilecek yeni yerler, tanışılacak yeni insanlar, tahmin edemeyeceğim ama yaşayacağımı umduğum pek çok tecrübe ve ben buralardayız. Bu sayfalardayız hatta bazen yüzyüzeyiz…

Vakit ayırıp ziyaret ettiğiniz ve yazdıklarımı okuduğunuz için teşekkür ederim.

17 Aralık 2019, OZM

Önemli not ( ! ) : Fotoğraftaki topun rengi kırmızıdır. Kırmızı top, kırmızı hasır sepet ve kırmızı rugan papuçlar önemlidir!

4 comments

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.