Elinizden düşmeyecek bir kitap

Sizin de elinize aldığınız zaman bırakamadığınız kitaplar olmuş mudur? Hatta kitabı bitirmek uğruna uyumaktan bile vazgeçtiğiniz zamanlar var mıdır?

Benim böyle zamanlarım olmuştur, uykusuzluktan bitkin düşene kadar kitabı elimden bırakmamışımdır. Ne yazık ki bir süredir bırakın uykusuz kalmayı, doğru düzgün kitap bile okuyamıyordum. Ta ki; Ayhan Sicimoğlu’nun Karga’dan Başka Kuş Tanımam isimli kitabını okumaya başlayana dek!

Kitap piyasaya çıkalı henüz bir kaç hafta oldu. Hatta kitabın piyasaya çıktığını öğrendiğimde ben de Ayvalık’a doğru yola çıkıyordum ve kitabı Ayvalık’tan almayı planlamıştım ama kısmet İstanbul’da almakmış. Kitabı alırken rafta o anda iki tane Karga’dan Başka Kuş Tanımam ile bir tane de uzun zamandır aradığım Hastasıyım vardı. Bir tanesi kız kardeşime olmak üzere diğer iki kitabı da aldım ve kitapçı rafında bulduğum definelerle kasaya doğru giderken bir tane daha define bularak alışverişimi dört kitapla tamamladım ve koşar adımlarla eve doğru gitmeye başladım. Bir an önce kitapları okumaya başlamalıydım. Okumak için içimden ilk geçen Karga’dan Başka Kuş Tanımam idi. Bu kitap, Ayhan Sicimoğlu’nun Hürriyet Gezi Eki’nde yayımlanan yazılarından oluşan bir derleme ve Hürriyet Kitap tarafından yayınlanmış.

Yukarıda da söylediğim gibi Kargadan Başka Kuş Tanımam’ı okumaya başladığımda elimden bırakamadım. Gerek önsözü, gerek içeriği gerekse Ayhan Sicimoğlu’nun akıcı üslubuyla kitabın sayfaları sanki kendiliğinden çevriliyordu ve ben de kitapta anlatılanları yaşıyordum. Yemekler iştahımı açıyor, bir an önce hepsini pişirmek istiyordum. Tarih karşımda canlanıyor, anlatılan yerlerin havasını soluyordum. Kitabı okuduğum bir buçuk gün boyunca farklı diyarlara yolculuk ettim, yeni bilgiler öğrendim, öğrenirken eğlendim, eğlenirken yenilendim. Seyrettiğim bölümleri bir kez daha hatırladım, alamadığım notlar için üzülmeme gerek kalmadı çünkü kitapta faydalı tavsiyeler var zaten. Kaçırdığım bölümler hakkında da epeyce fikir sahibi oldum.

Kitabı alırken Karadağ’ı işaret eden yön levhası dikkatimi çekmişti ve eve gelene kadar o kısmı okumak için sabırsızlanmıştım. Karadağ hakkında olan bölümü seyredememiştim ama yine de kendime hakim olup Karadağ hakkındaki bölümü sırası gelince okudum. Meğerse bu bölümde beni bekleyen bir sürpriz varmış. Bölümü okurken olayın gidişatından sonucu içimden geçti ve sonucu okurken birdenbire elimde olmadan  kendi kendime yüksek sesle gülmeye başladım. Nedenine gelince;  annemin rahmetli babası olan Ahmet Lütfi dedem Taşlıca ( Pljevlja )  Karadağ doğumlu.  Babası yani büyük dedem her ne kadar Turgutlu’lu ise de; bando şefi olarak gittiği Balkanlar’da rahmetli büyük babaanne ile evlenmiş ve orada yaşamaya başlamış. Daha sonra ailece İstanbul’a gelmişler. Büyük dedem tekrar cepheye, rahmetli dedem ve kardeşleri de önce Kuleli’ye oradan da     – daha öğrenciyken –  onlar da  cepheye gönderilmişler.

Anneannemin hem rahmetli annesi hem de rahmetli babası ise şu anda Sırbistan sınırları içinde alan Yeni Pazar ( Novi Pazar ) doğumlu. Onlar da daha sonra Adapazarı’na gelmişler. Hal böyle olunca  – yani genler de sadece fiziğimiz üzerinde değil aynı zamanda da davranışlar ve hayata bakış açıları da genler gibi nesilden nesile taşındıkları icin olsa gerek –  Karadağlı ninenin tepkisi bana çok tanıdık geldi ve yüksek sesle güldüm, bir kez daha kendimle barıştım.  Hatta şu anda bile bu satırları bile yüzümde kocaman bir gülümsemeyle yazıyorum. Hatta bu bölümü şu anda Ayvalık’ta olan bizimkilerle paylaşmak için gün sayıyorum.

Belki de insanın en çok gezmek isteği olan yaz mevsiminde okunabilecek çok güzel bir kitap ya da şöyle alıp başınızı gitmek isteyeceğiniz zamanlarda okuyabileceğiniz bir kaynak kitap. Hele ki; kitapta anlatılan yerlere giderseniz  mutlaka kitabı da yanınızda götürün derim.

Kitabı okumaya geçtiğimiz Çarşamba akşamı başlamıştım ve aralıklarla Cuma sabahı erken saatlerde bitirdim. Hızımı kesmeden de Ayhan Sicimoğlu’nun bir önceki kitabı olan Hastasıyım’ı okumaya başladım. Biliyorum biliyorum, aslında önce Hastasıyım’ı sonra da Karga’dan Başka Kuş Tanımam’ı okumam gerekirdi ama her işte bir hayır vardır derle ya! İşte bu ters sıralamada da bir hayır varmış. O da; Hastasıyım’ın önsözünü okurken kitapları neden elimden bırakamadığımı, su gibi akıp etmelerinin bir nedenini daha öğrenmekmiş.

Bir okuyucu olarak değerli Ayhan Sicimoğlu başta olmak üzere sayfa numaralarına kadar özen gösterilen bu kitapta emeği geçen herkese teşekkür ederim.

15 Temmuz 2019, OZM

2 comments

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.